İzmir’in işgal günleri… Silah deposu haline getirilen Aya Fotini Ortodoks Rum Kilisesi. Şeytana pabucunu bile ters giydiren bir Metropolit: Hrisostomos. İzmir’de Yunan kökenli ailenin Türk’e gönül vermiş kızının küle dönüşen, sonu mutsuz aşkı. Karantinalı Despina… Muammer Bey… Albay Zafiriu… Birbiri içine geçmiş aşk üçgeni. Mustafa Kemal’in Bandırma Vapuru’nu batırmak için yola çıkan İngiliz denizaltısı… “Cehennem onun vatanıydı. Kıyamet günü cehennemin kapılarını açacaktı, cehennemde yanmak için kendi odununu taşıyanları içeri alacaktı. Tanrı’ya isyan etti; ‘Kapıda bekleyen çilingirin olmayacağım.’ O hesaplaşma gününü beklemeyecekti Ananis. Daha önce yeryüzüne kavas olarak inecek, kötüleri o büyük günden önce bulacak ve cezalandıracaktı. Çevresine son bir kez daha bakındı. Sokak karanlıkta kaybolmuştu.” “Cehennemi sana getiriyorum Damaskinos!” Başını çevirip küçümseme ile elinde benzin bidonu ile kendisini izleyen Aristides’e baktı. Oğlanın korkudan titrediğini görebiliyordu. ‘Beni hep farklı adlarla adlandırdınız; Zebella, Hellhound, Demon of hell, Cruel monster, Demon, Devil, Azazil, İblis, Satan, Lucifer, Satan, Garûr, Vesvâs, Hannâs, Kâfir, Sagir, Mârid, Tâif, Fâtin, Mel’ûn, Mezmûm, Medhûr, Mekzûf, Kefûr, Hazûl, Adüvv, Mudil, Merîd…’ Derin derin soludu; havayı değil gecenin karanlığını çekti ciğerlerine. ‘Tanrı’nın doksan dokuz ismi var, benimse yüz.’
Kredi kartı ile satın almak için tıklayınız. |